Giriş

Powered By Saaraan

Haber Listesi

Kayıt ol

IsakoyuBOOK

Yeni üyeler

  • itumy
  • ibecofeq
  • oqake
  • uhevacu
  • iquzom

Etkinklikler

Etkinlik yok

KADINLARIMIZ

Memleketimden “kadın olmak “ üzerine dört farklı hikaye..

Boş Beşik

Kadın, daha altı aylık ve hasta bebeğini yaşlı kaynanası ve kayınbabasına bırakıp, ailenin diğer fertleriyle tarlaya gidiyordu. Ğon dermeye..

Tarladan yorgun, bitkin dönüyor, ama hasta bebek sabaha kadar kendisini uyutmuyordu. Ağlıyor, inliyor, sızlıyordu..

Ama o, erkenden kalkıyor, yemek çıkınını hazırlıyor ve erkeklerin ardı sıra tekrar tarlanın yolunu tutuyordu.

O gün de diğerlerinden farklı değildi.. Tarla, orak, sıcak, mucuğ.. Akşam geç saat tarladan dönerler.. Ana, elini yüzünü bile yıkamadan bebeğine koşar. Beşikte ki bebeğe.. Ama o da ne, beşik boştur.. İçinden sanki bir şey kopar.. Bu sefer kaynanasına koşar.. Gözleriyle yavrusunu sorar. Kaynanası;

-        Öğlene doğru öldü. Kanber köyden birkaç kişiyle gömdü, der..

Eli, ayağı çekilir İsmihan Hala’nın. Gözyaşlarını içine akıtır; çaresizce.

Ölümü annesine haber verilmeye bile gerek duyulmaz. Çünkü ölen bir “ kız çocuğu” dur.

( Olayı bana anlatan Gamber Dayı’nın gelini İsmiğan Hala’nın ellerinden öpüyorum.)

*               *               *

Kızamık

Kızamık gelirdi köylere.. Bir Azrail gibi.. Belgesellerde gördüğümüz üzere, nasıl ki yırtıcı hayvanlar en zayıf hayvanı ya da yavru hayvanı seçer, işte kızamık denen illet de bebekleri seçiyordu. Salgın gibi gelirdi, öyle ki bir bebeğin mezarı bitmeden bir başkasının ölüm haberi gelirdi..

Para nerde, doktor nerde.. Tehoooo.. Koca karı ilaçları, tedavileri de bu Azrail’e adeta yardım ederdi.

Kalabalık bir ailenin çocuğuydu. Kardeşiyle birlikte yakalanırlar kızamığa.. Yoksulluk, doğru dürüst yatak yok, yorgan yok.. Kardeşini derme çatma yatağa koyarlar. Hatta, gece üstünü açmasın diye döşekle yorganı birbirine dikerler.

Kendisiyle ilgilenilmez bile.. Üzerine çuval parçası gibi bir şey örterler. Gece ateşler içinde uyanır, içi yanmış, susamış.. Sürünerek suyun olduğu sitile(kova) gider. İçinde ki bakır tası daldırır.. İçer, içer, içer.. Dökülen suyla da adeta banyo yapar. Oracıkta uyuya kalır.. Sabaha karşı anne onu bu şekilde bulur. “ Eyvah, der, eyvah.. Ölecek bu kız.. Bu halde sabaha kadar yatmış. Üstelik hasta hasta soğuk su içmiş.. “

Ama öyle olmaz.. Tam tersine bu kız çocuğu iyileşir.

Ama kardeşini kaybederler.. Hasta diye yorganı döşekle dikilen, guya korunan kardeşi bir “ erkek çocuğu “ dur..

Koruyalım derken, bilemeden belki de ölümüne sebep olurlar..

(Olayı anlatan hala, “ yavrum Hasan bu olayı yazarsan da adımı yazma “ demişti. Sözümü tutuyorum.)

*               *               *

Bir Tokat

Kapının önünde kalın gövdeli kocaman bir dut ağacı vardı. Öyle lezzetli bir dut olurdu ki, sanki bal.. Üstelik parmak gibi dutlar..

Akşam geç bir saatte kadın dut ağacının dibinde ki taşa oturmuş, sırtını duta yaslamış, inceden, sessiz sessiz ağlıyordu.. Dokuz yaşında ki büyük oğlu, bu sese sebep uyuyamamış ve dışarı çıkmıştı. Evet, anası burnunu çekerek ağlıyordu.. Bir taraftan da söyleniyor, beddua ediyordu.

-        Elin kırılsın herif, bana tokat atmak ha.. Kazanç için Alamana giden kardeşinin dört çocuğuna bakmak zorunda mıyım? Sabah olsun çekip gitmezsem..diyordu.

 Oğlunu görünce toparlanmaya çalışmıştı..

-        Yavrum sen niye uyumadın. Hadi git yat.

Çocuk gitti anasının yanına oturdu.

-        Ana, dedi, babam sana vurdu mu?

Ana o halde bile saklamaya çalışıyor, çocuğuna yansıtmak istemiyordu.

-        Yok oğul, başım ağrıyor, ben onun için ağlıyorum. Sen git yat..

Oğlan dinlemedi bile, anasına sarıldı.

-        Bizi bırakma ana. Ben varım. Babam bir daha sana dokunamaz..

Gülümsedi ana, gitmeyeceğine inandırmaya çalıştı oğlanı. Ama çocuk gitmiyordu. Çaresiz kalktı onunla içeri girdi. Ama kocasının yanına gitmedi. Bir yatakta uyuyan iki çocuğunun yanına kıvrıldı.

( Olayın kahramanları bu satırların yazarı ben ve annem – babam. )

*               *               *

Vermeyen Allah Vermiyor

Filmlere çokça konu olduğu üzere, çevrenizde de görmüşsünüzdür, hani illa da “ erkek çocuğu olsun “ isterler ya..

Bir akrabamın ilk çocuğu kız olmuş. Biraz sevinmiş, biraz da üzülmüşler. Bari ikincisi erkek olsun deyip, icraata başlarlar.  Aman o da ne, bu ikinci de kız olmaz mı.. Az sevinir, daha fazla üzülürler. Hadi üçüncü çocuk. İşe bakın ki o da kız.. Bu sefer hiç sevinmeyip çokça üzülmüşler.. Durmak yok, yola devam, hadi dördüncü çocuk.. Eh bu sefer erkek olsun diye işi sıkı tutarlar. Ziyaret ziyaret gezerler, kurban keserler. Vermeyen Allah vermiyor işte. Olmadı mı olmuyor, buda kız olmaz mı.. Bu sefer üzüntüden yataklara düşerler.. ( Ha unutmadan, kadıncağız arada iki de düşük yapar.. Allah’ın hikmetine bakın ki, onlar da kızdır. )

Bereket hanım doğumdan kesilir de, vazgeçerler “ erkek evlat “ sevdasından..

Böyle bir ailede kız olmayı düşünsenize..

Hasan Aksoy

** Yorum için üyelik şart -- Yorum yapmak istiyorsan siteye giriş yap.

Yorumlar   

 
# Hüseyin KARASLAN 02-01-2014 22:38
Hasan Abi, bu güzel hikayeleri bizimle paylaştığin için çok teşekkür ederim. Tabiiki hikayeler bir yandanda ders alıncak kadar çok anlamlı

Saygılarımla
 
 
# Hüseyin Aksoy 03-01-2014 19:21
Abi geleneklerin toplum yaşantısına hakim olduğu DÖNEMLERE AİT yazılarınla bizleri geçmişe götürüp duygulandırdın, insan yaşantısında iz bırakan olayları yıllar geçsede unutmuyor.Yeni yazılarında buluşmak üzere MALATYADAN SEVGİLER.
 

Yazarlarımız


IMAGE
Hüseyin Dinçer
IMAGE
Mehmet Karaaslan
IMAGE
İsmet Avşar
IMAGE
Süleyman Kılıç
IMAGE
Hueseyin Aksoy
IMAGE
Hasan Aksoy
IMAGE
Hakan Dinçer
IMAGE
Kevser Aydın

Son yorumlar

  • 30.07.2014 09:02
    abdal musa lokmasında köy müzesini faliyete geçeçek

    Devamını oku...

     
  • 28.07.2014 08:08
    Hasan Abi, egemegine saglik, cok güzel olmus :)

    Devamını oku...

Copyright