Giriş

Powered By Saaraan

Haber Listesi

Kayıt ol

IsakoyuBOOK

Yeni üyeler

  • itumy
  • ibecofeq
  • oqake
  • uhevacu
  • iquzom

Etkinklikler

Etkinlik yok

Köyde soğukta güneşin bu kadar sıcak olduğunu unutmuşum.
Köyümüzde 1-2 şubat tarihlerinde ikincisi yapılacak olan Abdalmusa etkinliklerine yolculuk hazırlıkları çok güzel ve heyecanlı başlamıştı.
Aslında tahmin ettiğimiz ama aklımıza getirmekten korktuğumuz kar-kış meselesi vardı. Otobüsümüzü tutmuştuk.
Köye gitmek isteyenler kayıtlarını yaptırmışlardı.
Bu kalabalığı nasıl sığdıracağımızı düşünüyorduk.
Yola çıkış saatine bir gün kala olan oldu ve uzun zamandır beklenen kar yolları kapadı. Otobüs firmasının da yol’a olumsuz bakması sonucu otobüs seferi iptal edildi.
Ama köydeki etkinlik iptal edilmedi.
Bu kadar hazırlık yapılmış bir etkinliğe İstanbul’dan katılımın olmaması büyük bir eksiklik olurdu.
Yoğun katılımın olmaması da bir eksiklikti, yinede sınırlı sayıda olsa katılmak gerekiyordu. Ve çeşitli ulaşım yollarını deneyerek bütün olumsuzluklara rağmen köye gittik. İYİKİ GİTMİŞİZ.
Malatya ve Köy komitesi bizleri yolçatında karşılama hazırlıkları yapmış, akşamdan yufka ekmekleri açmışlar.
Maalesef havaalanında karşılamak durumunda kaldılar.
Köye vardığımızda herkes, biz birkaç kişiyi sanki çok kişiymişiz gibi izliyorlar ve hoş geldiniz diyorlardı.
Bizleri gelemeyen kızlarının, oğullarının yerine koyarak parlayan gözlerle bakıyorlardı. Muhtar Salman amcanın evinde kahvaltımızı yaptıktan sonra “İsaköyü Kültür Merkezi (İKM)”ne gittik.
Tarif edeyim mi, yoksa gidin görün anlatamam mı diyeyim.
En iyisi gidin ve emek görün, dayanışma görün, yardımlaşma görün, köy imecesi görün, birlik görün, kültür merkezi görün.
Kesim ve pişirme yeri köy şartlarına göre gayet sıhhi şekilde yapılmış.
Etkinlik alanı oldukça geniş (yaklaşık 420 metrekare).
Sahne halıyla kaplanmış.
Alanın yazın açılacak bölümleri çadırlarla kapatılmış.
Varilden büyük iki adet soba kurulmuş, odunlar cızırtıyla yanıyor, etrafa kültür sızaklığı yayıyor.
Kültür merkezi büyük bir kültürel emekle inşa edilmiş.
Yazın serin, kışın sıcak tutacak bir yuvaya dönüşmüş.
Yapanların emeklerine, yüreklerine sağlık.
Adına yakışır bir kültür merkezi olacağı sınıftaki 70’lik minik öğrencilerden belli.
Okuma yazma bilmeyen analarımız için kurs açıldı.
Yaşlarına bakmaksızın okuma yazma öğreniyorlar.
Hüsniye Karaslan öğretmen yarıyıl tatilinde dinlenmek için kendine güzel bir uğraş bulmuş. Öğrencilerin fotoğrafını çekiyorum, oralı bile değiller, tahtaya ve öğretmenlerine dikkat kesilmişler.
Her şey etkinliğe fazlasıyla hazır.
Akşam ertesi günün programı gözden geçiriliyor.
Geçen sene programı biz İstanbul’dan gidenler hazırlamıştık, çok acemiymişiz yada ilk olmanın acemiliği.
Her durumu düşünmüş ve çözüm bulmuşlar.
Konuklarla ilgilenecek görevlilerden çay servisi yapacak olana ve konuşma yapacak görevliye kadar en ince ayrıntılar özenle düzenlenmiş.
Her etkinliğe damgasını vuran bir yada iki olay vardır.
Geçen sene İstanbul’dan giden kalabalık etkinliğin öne çıkan özelliğiydi.
Bu sene ise 70’lik öğrencilerdi.
Onların da programı vardı.
Hüsniye öğretmen bir hafta gibi kısa sürede okumaya geçen öğrencilerine bir metin hazırlatmış.
En iyi okuyanı sahneye çıkarıp metni okutacak.
Gece yollarda öğrencilerin evini dolaşıyoruz.
Bazıları heceleyerek, bazıları içinden yutarak okumaya çalışıyor.
Satı Çakır anamız okuyamamanın mahcupluğuyla öğretmeninin gözlerinin içine bakarak “öğretmenim senden çekiniyorum, senden korkuyorum vallah”, “bir şiir okuyam mı” dedi. Kendisi gelin olduğunda öğretmeni yeni doğmuş, elbette korkar(!).
Çocukken bir iki yıl devam edip bıraktığı okuldayken ezberlediği uzun bir şiiri okudu. Öğretmenimiz Hüsniye ve ben ağzımız açık dinledik. “sahnede bu şiiri okumak istiyorum” dedi Satı anamız, olmazmı. Aksoy anamız okuma ve cesaretiyle sahneye çıkmayı hak ettiğini gösterdi.
Ertesi günün hazırlığı akşamdan tamamlandı.
Köyümüzün şair ve karikatüristi Hasan Aksoy (Fatma Aksoy’un oğludur) karikatürlerinden bir sergi hazırladık.
Rengarenk kartonlar üzerine siyah-beyaz ama konusu oldukça renkli karikatürleri yerleştirip kültür merkezimizin duvarlarını süsledik.
Ses sistemini denedikten sonra gece kısa bir program yaptık.
Köyümüzün genç yetenekleri sahne aldılar.
Köyde okumuş ’63 kuşağı kendi anılarını hatırlamak için bir araya geldiler.
Ertesi günü konuşma yapacak arkadaşlar konuşma metinlerini son bir kez gözden geçirdikten sonra evlerimize gittik.
2 şubat önemli bir gün.
Abdalmusa etkinliğinin her ne kadar ikincisi de olsa yeni inşası biten kültür merkezinin ilk açılışı yapılacak.
Validen ilçe kaymakamına devlet erkanıda davet edilmiş.
Anlaşılan emek çekenler en üst düzeyde ilgi görmek istiyorlar, ama hak ediyorlar da. Sabahın erken saatlerinde görevliler Abdalmusa yemeğini pişirmeye başlamışlardı. Bir taraftan da Aşure pişiriliyordu.
Aşure artık Abdalmusa yemeğinin geleneksel tatlısı oldu.
Bizler köyün ziyaretlerini dolaşıp köye tepelerden genel bir baktık.
Kültür merkezinde son hazırlıklar kontrol edildi.
Köyümüzün Anadolu türkülerinin üstadı Muzaffer Özdemir, sanat yılının 35.yılı dolayısıyla hazırladığı şiirlerini imzalıyor.
Sobalar odun doldurulmuş.
Duvardaki karikatür sergisi ilgili gözlerin hapsinde.
Çay ocağı fokurduyor.
Etli pilav ve Aşure kazanlarından dumanlar yükseliyor.
Salon kalabalıklaşıyor.
Komşu köylerden konuklar arabalarla geliyor.
Arabalar park olarak planlanmış alana görevliler tarafından yönlendiriliyor.
Her şey bir düzen içinde işliyor.
Muhtar ve heyeti vali,İnönü üniversitesi rektörü, kaymakamı, Arguvan Belediye başkanını ve yanındakileri yolçatında karşılamaya gittiler.
Vali iki yardımcısını göndermiş.
Kaymakam iznini yarıda kesip gelmiş.
Onlar da çekilen emeğin büyüklüğünün farkındalar olmalılar.
Salona girdiklerinde etkinlik başlamıştı.
Sahnedeki türkü dostu misafirimiz türkülerini söyledi ve Türkü üstadı Muzaffer Özdemir sahne aldı.
Kendi bestelerini ve köyümüzün 17.yy şairlerinin eserlerini seslendirdi.
Dinleyen bini aşkın insan seli büyülenmiş gibiydi.
Sonra köyümüz şairi Hasan Aksoy’un şiirinden bir demet sunuldu.
Arkasından Eda Mengüç programın akışını sundu.
Saygı duruşu, istiklal marşı, konuşmalar ve açılış.
Böyle kısaca anlatılacak bir şey değil yaşananlar.
Önce Hüseyin Dinçer açılış konuşması yaptı.
Abdalmusa yemeği ve son iki senedir etkinliğe dönüştürülen süreci anlattı.
Abdalmusa yemeğinin özünde yardımlaşma ve dayanışmanın, birlikte üretip, birlikte tüketmenin bir örneği olduğuna vurgu yaptıktan sonra Sultan Abdalmusa’nın yaşamı hakkında bilgi verdi.
Muhtarımız Salman Çelik’te konuşmasında köyümüzün birlik ve dayanışmasına vurgu yaptı. Arkasından etkinliğin can alıcı anı geldi.
Sahneye öğrenciler çağrıldı.
Hepsi için sandalyeler konmuştu sahneye.
Nede olsa onların karşısında saygıyla ayakta kalması gereken bizlerdik ve öyle de oldu. Fatma Karaslan, Satı Çakır, Tamam Dinçer, Medine Dinçer, Fatma Aksoy, Mercan İzci, Zeynep Mengüç, Yusuf Mengüç, Şamoğ Ercan, İnsaf Çakır, Gülser Uğurlu ve öğretmenimiz Hüsniye Karaslan sahneye çıktı ve konuşmasını yaptı. Köye gelip gittikçe köydeki özellikle kadınların gurbetteki çocuklarını telefonla aramak için telefon defterinden isimlerini bulamadıklarını, okumakla ilgili günlük ihtiyaçlarını dahi gideremediklerini fark ettiğini anlattı.
Köyden yetişmiş bir öğretmen olarak özellikle analarımıza okuma yazma öğretmek işini kendi sorumluluğu olarak algıladığını ve bunu da gönüllü olarak bu yarıyıl tatilinde hayata geçirdiğini söyledi.
Arkasında sıralanmış öğrencilerine teşekkür ederek Fatma Aksoyu ve Satı çakırı yanına çağırdı.
Aksoy küçük bir çocuk heyecanıyla elindeki metni okudu.
Öğretmenine teşekkür etti ve elindeki metni okuyabildiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Satı çakır ise şiirini müsameredeki öğrenci edasıyla yüksek ve gür sesle okudu. Hepimizin gözleri yaşlıydı.
Alkışlamayı unuttuk mu yoksa.
Hayır, vali yardımcısı ve kaymakam dahil herkes ayakta alkışladık.
Analarımızın okumayı bilmemeleri hep benim tuhafıma gitmiştir.
Bize her şeyi öğreten onlar.
Okumanın gerekliliğini anlatan onlar.
Hatta okumayı sevdiren onlar.
Bağırlarına taş basıp, okumak için çocuklarını gurbete gönderen onlar.
Özellikle kızlarının okumasını sağlayan onlar.
Nasıl olur da okumayı bilmezler, şaka yapıyorlar herhalde.
Sıra bana gelmişti. İstanbul’dan gel(emey)enler adına konuştum.
Uzun zamandır köyde yaşayan ve göç etmiş insanlarımız birbirine yabancılaşmış ve kopmuştuk.
Biz İstanbul’da yaşayan İsaköy’lüler olarak bu etkinlikleri birliğimizin ve dayanışmamızın bir aracı olarak gördüğümüzü anlattım.
İstanbul’dan gelemeyenlerin de yürekleriyle aramızda olduğunu ve selamlarını getirdiğimi söyledim.
Birlikte üretmenin bir örneği olan İsaköyü Kültür Merkezini bize kazandıran başta tertip komitesi ve onun şahsında tüm emeği geçen köylülerimize teşekkür ettim.
Arguvan Belediye başkanı yaptığı konuşmada İsaköyü’nün her evinin bir kültür merkezi olduğunu, bu kültür merkezi ile kültürün birlikte üretilebileceğini ve gelecek kuşaklara aktarılabileceğini anlattı.
Arkasından kaymakam ve vali yardımcısı da konuşmalarında emeği geçenleri ve özellikle öğrencileri ve öğretmenimizi övücü konuşmalar yaptılar.
Kültür merkezinin açılış planını yapmıştık.
Vali- kaymakam- belediye başkanı sırasıyla hangi protokol varsa o açacaktı.
Vali yardımcısı geldiğine göre o açmalıydı.
Makaslar hazır, ikram için kuru kaysı hazır.
Vali yardımcısı kurdelenin önüne geldi ve mikrofonu istedi.
Orada da konuşacak sandık. “Hüsniye öğretmenimle okuma yapan öğrenci analarımızı buraya istiyorum” dedi.
Makasın birini Hüsniye öğretmene birini öğrenci Aksoy anamıza verdi ve onların kurdeleyi kesmesini istedi.
Sağ olsun, aslında bizim düşünemediğimiz bir eksikliği gidermiş, hak edenlerin açılışı yapmasını istemişti.
Abdalmusa yemeği ve Aşure pişmiş dağıtılıyor.
Konuklar en az yiyen iki tabak istedi.
Etli pilav ve aşure lokantada veya evlerimizde de pişer.
Ama böylesini hiç tadmamışsınızdır.
Pilavın ve Aşurenin böylesini yemek için maalesef gelecek Abdalmusa’yı beklemeniz gerekecek.
Misafirler alanı doldurmuş doyasıya yiyorlar, afiyet olsun.
Yemekten sonra devam eden etkinlik sonunda Komiteden Abdullah Karaslan kapanış konuşmasını yaptı.
Kültür merkezinin büyük bir kültürle inşa edildiğinden bahsetti.
Köyde yapılacak düğünlerde, cenaze yemeklerinde, çeşitli konferanslar için kullanılacağını anlattı.
Şimdiye kadar iki düğün ve 4 cenaze için kullanılmıştı.
Kültür merkezinin yapımında emeği geçenlere tek tek teşekkür etti ve hangi fedakarlıklarla çalışıldığını anlattı.
İnşaatta çalışan köylülerimize sırasıyla her gün tüm köy halkı yemek vermiş.
Kimi çalışanların sigarasını almış, kuzu kesip yediren bile olmuş.
Hepsinin yüreğine, emeğine sağlık.
Daha yapılması gerekenler vardı.
Örneğin eski öğretmen lojmanlarından birinin erkek ve kadın tuvaletine dönüştürülmesi gibi.
Diğer lojmanın misafirlerin dinlenmesi için düzenlenmesi gerekiyor.
Kültür merkezinin etrafı çam ağaçlarıyla donatılmış.
Etrafı tellerle çevrilmiş.
Çatısı onarılmış.
Girişe çiçekler dikilmiş.
Ertesi gün yine arkadaşlar toplanmış eşyaları, bir dahaki etkinliğe hazır olması için düzenlediler.
Gelecek Abdalmusa etkinliğinin zamanı konusunda görüş alışverişinden sonra en uygun zamanın Aralık ayındaki Kurban Bayramı olduğuna karar verildi ve buluşma dilekleriyle dönüş yolunu tuttuk.
İyi ki gitmişiz. Gidemeyenler için gerçekten üzgünüm.

** Yorum için üyelik şart -- Yorum yapmak istiyorsan siteye giriş yap.

Yazarlarımız


IMAGE
Hakan Dinçer
IMAGE
Süleyman Kılıç
IMAGE
Mehmet Karaaslan
IMAGE
Hasan Aksoy
IMAGE
Kevser Aydın
IMAGE
İsmet Avşar
IMAGE
Hueseyin Aksoy
IMAGE
Hüseyin Dinçer

Son yorumlar

  • 30.07.2014 09:02
    abdal musa lokmasında köy müzesini faliyete geçeçek

    Devamını oku...

     
  • 28.07.2014 08:08
    Hasan Abi, egemegine saglik, cok güzel olmus :)

    Devamını oku...

Copyright