Cumartesi, 04 Eyl 2010
 
 

L O G I N

POSTA KUTUSU

Mesajlarını görebilmek için giriş yap.
Yeni mesaj gönder
Åžu anda 5 konuk Ã§evrimiçi

Bağlı üyeler

No Members Online.

Yeni üyelerimiz

Archik offline
MUTLU offline
mikail offline

Ziyaretci istatistikleri

Bugün156
Dün180
Bu Hafta1011
Bu Ay676
Toplam90923

jbc vcounter
Maksimum online sayısı : 48
  ©
HAYAT ERTELENMİŞLERİN TOPLAMI PDF Yazdır e-Posta
Hasan Aksoy tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 30 Haziran 2010 06:25


YaÅŸlanmayı kim ister ki .. ÖrneÄŸin, birinin “ oh be nihayet.. YaÅŸlandım, yaÅŸlandım !.. Öyle mutluyum ki, bunca yıllık tecrübeyle, bu eskimiÅŸ bedenle neler yapılmaz ki “ dediÄŸini duyanınız var mı?
İstemezsin yaÅŸlanmayı ama  zamanın gücüne karşı koymanın imkanı var mı..
Bir leylek ailesine yuva olacak kadar gür saçlarının dökülmesini, başının kel aynaÄŸa dönmesini kim ister ki..
Seni taşıyan, oradan oraya koÅŸturan bacaklarının feri tükenmiÅŸtir, çelimsiz gövdeni taşıyamaz olmuÅŸtur. Bastondan medet ummayı kim ister ki..
AÄŸzında gecekondu porselen diÅŸler  diÄŸerlerinin yerini alırken, sert sulu elmayı ısırdığın günler düÅŸlerde kalmıştır.. Torunların bakıp eÄŸlendiÄŸi o yapay diÅŸlerini bardaktan akvaryuma koymayı  kim ister  ki..
***
Çocukken bir an önce büyümek istersin. Büyümek, aÄŸabeyler kadar güçlü olmaktır çünkü.
İlk gençlik yıllarında hayattan bir halt anlamazsın. Kıllanmaya baÅŸlarsın, sesin bir borunun içinde yankılanır gibidir..  Çevrende ki her ÅŸey sana karşıdır, hiçbiri seni anlamıyordur.. İsyan günlerindesindir.. Duyguların gel gitler içindedir. Ölüm zannedersin “ SevdiÄŸinden ayrılmayı “.  Kimi zaman hayatı ters yüz edebileceÄŸine inanırsın. Kimi zaman da umutsuzluÄŸun, karamsarlığın ve anlamsızlığın kör kuyusunda çırpınır durursun.
Okul denen, hayatının üçte birlik bölümünü çalan, bir yığın ıvır zıvırın beynine sokulmaya çalışıldığı, yüreÄŸinin sesinin susturulduÄŸu bir dönem vardır ki, onca yıl heder olup gider..         ( Sevgili hocalarım kusura bakmasınlar.. )
Sonra askerlik.. Sonra iÅŸ.. Sonra eÅŸ.. Sonra çocuklar..
Yaradan kaderini, birileri de hayatının senaryosunu  yazmıştır. Sende rolünü eksiksiz oynamaya çalışırsın.. Bir ÅŸeyleri hep  “yarın “ yaÅŸamayı düÅŸünürsün, ertelersin.  Bir gün kapına ÅŸu bir cümlecik yazıyı asarsın “ Hayat ertelenmiÅŸlerin toplamıdır “
***
Kapına dayanmıştır zaman, tıpkı alacaklı bir ev sahibi gibi.. Saçlarında aklar, yüzünde acemi bir ressamın traÅŸ kesiÄŸi eskiz çizgileri cirit atar.. Dalında ki elma gibi ışıldayan yanakların solmakta, gözlerinde hüznün tohumu yeÅŸermektedir artık..  İlla da saçlara takılıp kalırız, aklarına, döküldüÄŸüne yanarız.. Sanki onlar aklaÅŸmamış, dökülmemiÅŸ olsa hiç yaÅŸlanmayacaktık gibi gelir.. İçimizde ki deÄŸiÅŸikliÄŸi, duygularımız da ki, düÅŸüncelerimizdeki eskimiÅŸliÄŸi, çaresizliÄŸi görmezden geliriz, yada fark etmeyiz bile.. GeleceÄŸe deÄŸil, geçmiÅŸe tünel kazarız. YaÅŸanmışlıkların harmanını tekrar tekrar  savurmaya baÅŸlarız..  Bu verimli harmanın mahsulü “ ahlar”dır ,  “ keÅŸke”lerdir. Ama geleceÄŸin heybesini doldurmaz, zamanın pazarında beÅŸ para bile etmezler.. 
***
Kimilerinin yaşı yirmi dokuzdur, otuzdokuzdur,  kırkdokuzdur..  Yada otuzbeÅŸbuçuktur..  BeÅŸ yıl da geçse otuz olmaz, elli olmaz.. Hep yerinde sayar.. Onlar için zaman durmuÅŸtur.  Ya da  doÄŸduÄŸunda ailesi büyük yazdırmıştır(!)  Onlar için en güzel iltifat “ vallahi hiç o kadar göstermiyorsunuz “ dur. Bunlar da yalanın buçuÄŸunda teselli arar, zamanı alt ettiklerini sanırlar..
***
Zaman çirkinleÅŸir kimi zaman, sevdiklerini alır ve acının, ızdırabın kahpe yoldaşı olur.. Artık bir yanın sızıdır, boÅŸluktur.. Giden giderken, seni de götürdüÄŸünü bilmez mi.. Peki seni bu durumda bırakıp nasıl gidebilir.. Yoksa hesap sormak mı gerekir, gidenin hayaline..
***
Kiminde zaman güneÅŸ gibi ışıldar.. Kimindeyse güneÅŸden aldığı ışığı geceye savuran mehtabın yarıkaranlık hüznüne boyanır.. Kimileyin çaresizliÄŸin, yürek acısının mucize ilacı oluverir zaman.. ve yarım yamalak ta olsa yaÅŸamdaki rolünü maskeleyerek sürdürmene yardım eder..
***
Kiminde zaman otuzuna kadar yoksuldan, ezilenden, eÅŸitlikten yanadır.. O dönemde aÄŸzı lafçı, bir kolu solcudur onların.. ve henüz deÄŸiÅŸmemiÅŸtir yılan derisi sahte kimliÄŸi.. Otuzundan sonra liboÅŸizmin ateÅŸli savunucusu, fırdöndünün fırfırı oluverir.. Aslında gerçek kimliklerini bulmuÅŸlardır, artık olması gerektiÄŸi yerdedirler..
***
Hani diyorum zamana çok mu yüklendik ne.. Zaman deÄŸil midir ki hayatının aÅŸkını çıkarır karşına.. Hani o ilk göz göze geldiÄŸinde elinin, ayağının fırtınaya yakalanmış bir aÄŸaç gibi titrediÄŸi.. KorkmuÅŸ bir serçe yavrusu gibi çırpınan yüreÄŸini ilk hissettiÄŸin.. Hani gecelerini uykusuzlayan ve düÅŸlerini anasonun, nikotinin bulutuyla sarmalayan.. Hani o söylemeye çalıştığın, boÄŸazına düÄŸümlenen ürkek sevda sözcükleri.. İlk buluÅŸma öncesi ayna karşısında heykel olduÄŸun.. Tekrar görmeyi sabırsızlıkla beklediÄŸin, dakikanın gün olduÄŸu zaman.. Hani, onun elini ilk tuttuÄŸunda avuçlarının içini közleyen zaman..       ***                            Bir dostumuz “ Allah herkese yaÅŸlanmayı nasip etsin “ demiÅŸ ve içimi acıtan bir yaÅŸantıyı örneklemiÅŸti.  Arkadaşının çocuÄŸu hastaymış, hem çaresiz bir hastalığa yakalanmış; kanser.. Daha yirmisinde bile deÄŸilmiÅŸ..  Kemoterapi, ÅŸu, bu.. Önce
saçları yok olmuÅŸ.. ( Ölüm de yaÅŸlanmak gibi saçtan mı baÅŸlıyor ne. ) Günden güne eriyormuÅŸ çocuk, çektiÄŸi acılar da cabası.. SevdiÄŸi varmış, aramaz olmuÅŸ.. SoruyormuÅŸ annesine “ niye gelmiyor, niye aramıyor, aradığımda neden hep ulaşılmaz uzaklıkta ? “  GözyaÅŸlarını içine akıtan annesi      “ taşınıp gittiler oÄŸlum “ diyormuÅŸ, “ giderken sana selam “ söyledi.. Çocuk bir yandan da harıl harıl ders çalışıyor, üniversite sınavına hazırlanıyormuÅŸ.. Ama, sınava bir hafta kala kanatlanıp gitmiÅŸ.. Onca acıyı geride bırakarak.. Onca yaÅŸanmamışlığı.. YaÅŸlanabilmek bir ÅŸans mı gerçekten..    ***
Kimisi kozmetiÄŸin yapay ışıltısında direndiÄŸini zanneder zamana.. Hele erkeklerin boyanması iÄŸretidir, petrole batmış karabataÄŸa benzerler.. Ya karınca yumurtası yağını sürünen kadına ne demeli.. Hele bir de derisini çarÅŸaf zannedip gerdiren, zamanın yüzüne çizdiÄŸi kanaviçe çiçeÄŸi acımasızca sildirenler var ki,  zamandan çok kendileri eziyet ederler bedenlerine..
***
Sevgili dostlar, yeni köy hikayelerini yazmak için çalışmaya baÅŸlamıştım. Hikayeler yaÅŸlılıkla ilgiliydi. Guya, yazımın giriÅŸ bölümünü kaleme alacaktım. Ama dalıp gitmiÅŸim, iÅŸte böyle bir yazı çıktı ortaya.. Okudum ve kendi kendime söylendim, “ YaÅŸlanıyor muyum ne.. “
         
Yazımızı KaracaoÄŸlan’ın konuyla ilgili bir dörtlüÄŸü ile bitirelim. Hikayelerimiz de bir sonra ki yazıya kaldı..
“ KaracoÄŸlan der ki noldum nolayım
Akar sularınan bende geleyim
Sakal seni makkabınan yolayım
Bir kız bana emmi dedi neyleyim “
***
Efendiler, köÅŸe yazarı dostlarımızı ( hoÅŸgörülerine sığınarak ) taÅŸlamadan edemeyeceÄŸim. Hani yaz mevsimi gelince, oyuncular Bodrum, Marmaris vb. tatil beldesine gidecektir.. Hani bu sebepten diziler de “ sezon finali “ yaparlar, ara verirler.. Acep, diyorum, bizim yazarlar da “ sezon finali “ yapıp tatile mi çıktılar..


Hasan AKSOY

Yorumlar
admin   |SAdministrator |2010-06-30 14:25:59
avatar her zamanki gibi, yine süper bir yazı (konu), kalemine yüreğine sağlık.
KEVSER   |Author |2010-07-01 10:20:16
avatar Hasan abi,

Çok güzel bir yazı , ama yaşlanmıyorsun abi. Emeğine ve kalemine sağlık, ayrıca hikayendeki son yorum gerçekten güzeldi, galiba tatildeyiz.

Sevgiyle kalın,
mehmetkaraaslan   |Author |2010-07-02 12:23:10
avatar Hocam daha önümüzdeki nesil bzden yaşlı. onlar yaşadığı sürece biz hep genç kalacağız. çok yaşayın siz emi....
HAksoy   |88.254.222.xxx |2010-07-05 17:18:08
Abi hayatta aslında her gün birşeyleri erteliyoruz,yaşadıgımız hayat bizim istediğimiz mi yoksa başkalarının isdediklerimi?Aslında toplusal yaşamda hiçbirimiz kedimiz olamıyoruz sadece bizlere biçilen rolleri oynuyoruz.Oysa sonsuz bir yaşam yok,haytta ertelediklerimizidönüp tekrar yaşama şansımız yok.Hayat ertelemeye gelmez.Herkese gönlünce bir hayat sürmesi dileğiyle Malatyadan sevgi ve saygılar.
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Haziran 2010 06:28