Çarşamba, 08 Eyl 2010
 
 

L O G I N

POSTA KUTUSU

Mesajlarını görebilmek için giriş yap.
Yeni mesaj gönder
Åžu anda 3 konuk Ã§evrimiçi

Bağlı üyeler

No Members Online.

Yeni üyelerimiz

Archik offline
MUTLU offline
mikail offline

Ziyaretci istatistikleri

Bugün60
Dün196
Bu Hafta438
Bu Ay1310
Toplam91557

jbc vcounter
Maksimum online sayısı : 48
  ©
ABDAL MUSA LOKMASI PDF Yazdır e-Posta
Hakan Dinçer tarafından yazıldı.   
Cuma, 12 Mart 2010 11:47

Değerli dostlar , babamı hazır bulmuşken her sene onunla yaptığım en tatlı söyleşilerden sizi mahrum etmek istemedim . Bu yıl Abdal Musa Lokmasının toplanmasından dağıtılmasına kadar yaşanan seramoniyi onun ağzından dinleyip kaleme aldım. Zaman zaman sorularımla da yönlendirmeler yaptım . Umarım beğenerek okursunuz
Abdal Musa Lokmasına siz köylülerimizin verdiği ilk anlam nedir ?
Abdal Musa 14 yüz yılda yaşamış bir bilgin.Onun dergahında ateş hiç sönmezmiş yani sürekli kazan kaynarmış.Abdal Musa lokması da günümüzde o günkü yardımlaşma ve dayanışma kültürünü yerleştirmek için yılın belirli zamanlarında özellikle Alevilerin en çok bir araya geldikleri zamanları değerlendirerek paylaşılır.Lokma, toplumun kendi içinde toplanır , zengini fakiri ayırdetmeksizin , yani bir nevi varlıklı kişilerin fakiri fukarayı rencide etmeden birlikte aynı yemeği paylaşmasıdır..
Abdal musa lokmasına maddi anlamda katkının yanında yapılan hizmetler de ibadetin bir parçası kabul edilir . Amaç o gün için herkesin aynı yemeği yemesi ve paylaşmasıdır. İkinci bir hedefse sadakaya gücü yetmeyen bir kişinin onuru kırılmadan o sofraya dahil olması şeklinde yorumlanmıştır.
Abdal musa lokmasının toplanmasından itibaren bir törensellik hakimdir. Toplanması görevi toplumca kabul gören bir ya da birkaç kişi tarafından görev ve hizmet olarak verilir. Görev verilen kişi de Abdal Musaya bir hizmet görmüş hissiyatıyla hareket eder ve bu mutluluğu içinde taşır.
Abdal Musa lokması için mutlaka her ev dolaşılır ve Abdal Musa aşkına verilen gönülden kopan bağış ve lokma kabul görür .
NELER TOPLANIR. Etli pilav yapılması yerleşmiş bir gelenek halindedir. Bütün hazırlıklar da buna yöneliktir. Toplanan bağış ve yardımlar da bu yemeğin pişirilmesine yöneliktir. İhtiyacın ne kadar olduğu herkesçe bilinir ve pişecek yemeğin miktarına göre bulgur , tereyağı , tuz,yakacak odun ve akla gelebilecek her şey lokma için kabul görür.
Kişi evde yoksa evine geldiği anda o lokmaya iştirak etmek için organize eden kişilere gidip lokmasını teslim eder.
Başka şehirde olanlar dahi bu lokmaya dahil olmak için adeta yarışırlar. Onlar daha çok para yahut kurban parası da gönderebilirler. Amaç ordaki toplumu benimsemek ve birliğini barışını desteklemektir.
Para da Abdal Musa lokması için kabul gören bir katkıdır. Yağı tuzu olmayan kişiler icabında para olarak bu katkıyı sunuyorlar.
Gücü bulunmayanlar ne yapıyor. Bir avuç tuz bile olsa mutlaka katkısı istenir . Çorbada tuzu bulunsun anlamına gelir. Maksat biraz da Abdal Musa lokmasının bölüşülmesi benimsenmesine manevi anlamda o kişinin de iştirak ettiğinin anlaşılmasıdır.
Malzeme bir araya toplanandan sonra amaç on iki kazan kaynatmaktır. On iki imamlar mı akla geliyor. Bunun amacını bilmiyorum ama her halde on iki imam içindir.
On iki kazan yeteri kadar malzemeyi aldıktan sonra diğer malzemeler tekrar açık artırmayla satılır. Artan paralar da Abdal Musa hizmeti için eklenir. Buradaki açık artırma usulünde piyasalarda görülen şekilde cereyan etmez . Her artırma yapan kişi Abdal Musa aşkına bir bağış ya da hizmet yapmış anlamındadır. Örneğin bir ciğerin beş liralık değeri on beş liraya çıkabilir. Ya da diyelim ki on liralık tuzun kat be kat üstünde satılması da demektir. En tatlı espriler bu artırma sırasında yaşanır.
Bunlardan paylaşmak istediklerin var mı ?
Mesela Köylümüz İsmet değerinin birkaç katı yükseklikte ciğer alıyordu. Bunu bilen kişiler de İsmet in onu her halükarda alacağını bildiklerinden fiyatın daha da artması için artırmaya girerlerdi. Bu da Abdal Musa ya bir hizmetmiş gibi değerlendirilir deyim yerindeyse artanının
bile bereketi olduğuna inanılırdı. Yine bunlardan Saraç Memet Ali bir torba tuza kat be kat üstünde fiyat verir ve o tuzu ne pahasına olursa olsun gene alırdı .
Abdal Musa yemeği pişerken herkesin çabası da inancın bir parçası ve ibadet olarak görülürdü. Bunun için genç kadınlar çeşmeden su getirirler , yemek yapmakta yetenekli olanlar kazanların başına geçerler, kasaplık yeteneği olanlar kurbanları keserler , tekrar gücünün yettiği kadar etleri parçalar doğrar ve bunların hepsi Abdal Musa aşkına diye düşünülürdü.
Kazanlar pişecek yemeğin miktarı ve temizliği de göz önüne alınarak köylüden temin edilirdi. Temizlik derken de kazanın kalaylı olması özellikle dikkat edilen ayrıntıydı.
Kazanları kurmakta da gençler ocakları uygun vaziyete getirir sularını doldurur, ağır olan işleri güçlü olanlar üstlenir hepsi yetenekli görülüp görev alan aşçıların hizmetine girerlerdi.
Şimdiki aşçılar Emoğün Zöhre, Soroğların Tamoğ , Toroğun avradı Fatma aklıma, Alirzagilin Tamış şimdilerde gelen kişiler . Eski aşçılar Meral Halam , Halit , Soroğun hacöğ halam, Hayrullah dayının karısı yeter halam, Hanifin karısı Apmoğ halam aklıma gelen en başta gelen aşçılardır
Odunu yarıp ateşi yakanlarda bir hizmet görmüş sayılırlar bunların başında Kürt İboğ , Kel müslümün Rıza , Gerröğlerden Mustafa , Ali , Hıriklerden Veysel, Kurtuluş aklıma gelenler.
Etlerin kazanlara paylaştırılması da aşçıların kontrolünde doğranmış etler tartılıp on iki kazana pay ediliyordu. Öyle ki hiçbir kazanın diğerinden farklı olmaması dikkat edilen hususlardandı . Etlerin piştiği iyice anlaşıldıktan sonra sıra temizlenip savrulan bulgurların ölçüm dahilinde kazanlara pay edilmesine geliyordu. Tuzunun atılması, pişme ayarları yeterli yağın konulması görev alan aşçıların isteğine göre yapılırdı. Aşçıların işine hiç kimse karışmazdı. Yemeğin tadından tuzundan , yağından aklına gelen her bir şeyinden aşçılar sorumlu tutulurdu. Bu hizmet yapılırken halkta eskisine nazaran yeni bir gelenek meydana geldi. Bu da kazanlar kurulduktan yemek pişene kadar evlerden kömbe , tatlı, bisküvi , kiminden dut kurusu , pestil , tarhana gibi yiyecekler odun kırandan bulguru savurana kadar tüm hizmet edenlere dağıtılır ve ikramda bulunulur. Eskiden bu yoktu ama bunun gelişmesinden dolayı ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.
Yemeklerin piştiğini aşçılar söyledikten sonra ateş söndürülür ve ateşten kazanlar indirilir daha sonra köyün ileri gelen yahut dedelerinden yemeğin duası okunur. Bu dua Arapça değil Türkçe olup herkesin anlayabileceği bir duadır. İçerik olarak duada toplumun birliği ,dirliği , huzuru dilenir. Bunu eskiden Eşeyin oğlu Hasan Hüseyin dayı yapardı . Bu gün bu görevi Toroğ üstlenmiştir. Duadan sonra herkes komşuluk ve yakınlık göz önüne alınarak belirlenen listeye göre mahallesinin kazanını alır ve dağıtım için götürür.
Kazanlardan bir tanesi de misafir kazanı olarak ayrılır. Nitekim bu yılki misafir kazanındaki yemekler Tekel İşçilerine Ankara ya kadar götürülmüştür.
Mahalleye giden kazanlar da kazanın etrafına listedeki isimlere ait kaplar dizilir ve herkesin tamam olduğu tekrar kontrol edilirdi. En uygun görülen kişi aralarından görevlendirilir ve dağıtım hizmetini üstlenirdi. Bizim mahallede önceleri Soroğ Hasan dayım üstlenirdi . Şimdilerde oğlu İsmail veya onun oğlu Kubilay üstleniyor. Herkesin kaplarına eşit dağılım olduktan sonra görevi yapan kişi der ki ; elimde yoktur tuğtumunan terazi , komşular hep benden oldunuz mu razı der ve komşular da Allah senden razı olsun der rızalık gösterirdi . Herkes kabını alır o gün için fakiri zengini aynı yemeği yediği için Abdal Musa nın birlik lokmasından beklenen amacın gerçekleştiği anlamına gelir.

Bizleri Köyüzümdeki Abdal Musa Lokması geleneği ile ilgili bilgilendirdiğin için teşekkür ederiz. Son sözünüz nedir
Ben de köşende yer ayırdığın için teşekkür ediyorum. Anlattıklarımda eksikler olabilir bunlardan dolayı okuyucuların hoşgörüsüne sığınıyorum. Sürçü lisan ettiysek affola …
Yorumlar
KEVSER   |Author |2010-03-19 15:36:30
avatar Sevgili Hakan,

Belki bir tekrar olacak ama, bende aynı dilekleri iletmek istiyorum. Senin vesilen ile Yakup dayıya teşekkür ediyorum bizleri Abdal Musa Lokması geleneği ile ilgili bilgilendirdiği için sanada bu konuyu köşene taşıdığın için sonsuz teşekkürler..

Sevgiyle Kal,
Kevser
hakandincer   |Author |2010-03-24 02:46:08
avatar Sevgili Kevser
Değerli yorumların için teşekür ediyorum. her daim yazılarımıza yorumlarınla değerve renk kattğın ve yanımızda yer aldığın için ayrıca teşekkürler BU ARADA YENİ YAZILARINI DA BEKLİYORUM PAYLAŞIMLARIN ÇOK GÜZEL BEĞENDİĞİN HER TÜR YAZIYI KÖŞENDE BİZLERLE PAYLAŞMAN AYRI BİR GÜZELLİK LÜTFEN YENİSİNİ BEKLİYORUM
mehmetkaraaslan   |Author |2010-03-24 16:23:38
avatar Hakan senin şahsında Yakup dayıya çok teşekkür ederim, aslında birçoğumuzun az çok bildiği bir kültürümüzü derli toplu ve tamamını yazıya döktüğü için.
buna önayak olduğun için sana da teşekkürler.
bu kültürün devamını bu hafta sonu 28 martta istanbul anadolu yakasında yapıyoruz.
hasanaksoy   |Author |2010-03-28 23:59:46
avatar Sevgili Hakan,

Köyümüzde her yıl büyük coşkuyla yaşanan, bizleri bir araya getiren bir kültürel etkinliği, köyümüzün kendine özgü havası ve insanının doğallığı içinde anlatan Yahap dayıya ve köşene taşıdığın için sana teşekkür ediyoruz.

Hasan
burakreis   |Registered |2010-04-17 21:50:54
Sevgili Hakan

Hasan Aksoy un yazdığı gibi 'Kültürel bir etkinlik'.

Burda ki hizmet yarışı ise ibadet etme isteğinin fiil haline gelme durumu.İnsan maneviyatını beslemek istiyor.


Feyzullah Karaslan
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."