| AAH ŞU ÖĞRENCİLER |
|
|
|
| huseyindincer tarafından yazıldı. | ||||||||||||||||||
| Perşembe, 25 Şubat 2010 22:09 | ||||||||||||||||||
|
Öğrenmeyi hep büyüklerden bekleriz. Onların tecrübelerinden yararlanmaya çalışırız ama gözümüzün önündeki çocukları görmezden geliriz. Hâlbuki onlardan da öğreneceğimiz çok şey var. Kısacık cümlelerle çok şey anlatırlar. Bazen anlayamayız. Bazen de gülmekten kendimizden geçeriz.Öğretmem olmam dolayısıyla da malzemenin göbeğindeydim. Kendimi bu konuda çok şanslı hissediyordum.Bazen derste bazen de okul bahçesinde ilginç olay ve sözlerin arasında buluyordum kendimi. Bu güzel sözleri unutmamak için bazen küçük kağıtlara yazar evdeki çekmeceye atardım. Yakın zamanda fiş toplama derdimiz bitip KDV işinden kurtulunca fişleri önemli evraklardan ayırmaya karar verdim. İnsanlar bazen bir yere para bırakıp unutur ve çok zor bir zamanda insanın eline geçince sevinir ya benim de elime bu öğrencilerle ilgili yazdığım güzel notlar geçince deyim yerindeyse deliler gibi sevindim. Bu kez fiş ayırma işinden vazgeçip bu yazdığım notları ayırmaya başladım. Bir taraftan okuyor bir taraftan ayırma işlemine devam ediyordum.Bir müddet sonra fiş ayırma işini de bırakarak anıları okuma işine giriştim. Öyle bir dalmışım ki bazen tebessüm ettiğimi, bazen de ciddileşerek okuduğumu beni gizlice seyreden eşimden öğrenmiştim. Fişlerden ayırdıklarımı hazine saklar gibi dolabımın en el değmez yerine sakladım. İlk fırsatta sizlerle bir kısmını paylaşmaya karar verdim. Umarım ilgiyle okursunuz. Konumuz çevre ve görüntü kirliliği idi. Çocuklar kirlilik yalnızca hava, su , toprak, ışık, ses kirliliği değildir. Bazen de görüntü kirliliği insanın sinir sistemini etkileyen kirliliklerden biri olmaya başladı ve gittikçe de artıyor, dedim Bir öğrenci de şubat tatilinde İstanbul’a gitmiş ve araçlardan çok etkilenmiş.parmak kaldırdı. - “Öğretmenim İstanbul’a Git Taksi Görmeden Duramazsın” dedi. Çünkü her tarafta taksi var karşıya bile geçemiyorsun dedi. Sınıf süpürülünce her taraf toz olmuştu. Bir öğrenci: -Öğretmenim kapıyı açabilir miyim? İçeri biraz bulanık oldu da dedi. Yine 3. sınıfta çevre kirliliği konusunda nasihatte bulunuyordum. Yerlere özellikle uzun yıllar kirlilik yaratan ve insan sağlığını olumsuz etkileyen atıklar atmayalım dedim. Bir öğrenci: -Almanya’ya bir kez bile tüküremeyiz değil mi öğretmenim? Dedi. Pek anlayamamıştım soruyu. Öğrenci de bunu fark etmiş olacak ki hemen sorduğu soruyu cevaplamaya başladı. - Çünkü her tarafa kamera yerleştirmişler. Dedi. Olumlu değerlerimizden bahsederken bir öğrenciye: -Ağabeyinle kavga ediyor musun? Dedim. Çocuk -Ediyorum Öğretmenim dedi. - Küfür eder misin? Dedim. -Öğretmenim ben küfürün yarısını biliyorum onun için az ediyorum. Gerisini ağabeyim tamamlıyor dedi. Çocuklara “Bazen hayır diyebilmelisiniz. Her denileni yapmak zorunda değilsiniz. Kötü niyetli insanlar sizlerin bu zaafını kullanabilir.” Diyerek hayır diyebilme konusuna giriş yaptım. Sonra da “Bazen de sevgimizi göstermek için öperiz ama bu davranış hastalıkların bulaşma sebebidir, istemiyorsanız öptürmeyin. Hayır demeyi öğrenin.” dedim. Bir öğrenci: -Öğretmenim siz bize balkondan atlayın deseniz balkondan mı atlayacağız? dedi. Soruya tam cevap verecektim ki başka bir öğrenci: -Ben atlarım dedi. Şaşırdık. Çocuk devam etti. -Çünkü bizim ev giriş katı dedi. Başka bir öğrenci de: -Öğretmenim bizde “hayır” kabul olmuyor. Sopayla gönderiyorlar dedi. Yine konumuz hayır diyebilmekti. Bir öğrenci arkasına dönmüş arkadaşının yemeğini yiyor. Arkadaşı da hayır diyemiyordu. Yemeğini arkadaşınla paylaşmak istiyor musun? Dedim. İstemediğini vücut diliyle belli ediyordu. O zaman neden hayır demiyorsun dedim. Arkadaşına dönerek: -Ekmeemi vermiim o zaman. dedi. Çocuklar yavaş yavaş hayır demeye başlamışlardı. Bir öğrenci yanındaki arkadaşını masayı sallamasından şikayetçiydi. -Ne oldu. Dedim. -Masayı sallıyor. Dedi. -Kızım masayı sallama arkadaşın yazı yazamıyor, hem de ses yapıyor dedim. İtiraz eden çocuk: -Hayır öğretmenim masayı sallıyor uykumu getiriyor. Dedi. Bazen sınıf çok fena kokar. İtirazlar başlar. Kokunun geldiği taraftakiler topun ağzındadır. Bu kez gaz yapan çabuk tespit edildi. Bir öğrenci: -Ya herkesinki doğal gaz , seninki kokar gaz . dedi. Yine bir öğrenci görsel basındaki şiddetten şikayetçiydi. -Öğretmenim ben çok korkunç şeyleri izlemiyorum. Dedi. - Bir sebebi mi var? dedim. -Evet öğretmenim Afrika’da bir inneği vurdular çok karnım ağrıdı kustum. Ondan izlemiyorum dedi. Konumuz “KARIN SERÜVENİ” idi. Konuyu okuduk. Öğrencilerden birer soru hazırlayıp arkadaşlarına sormalarını istedim. Bir öğrenciyi kaldırdım. Öğrenci: -Buhar halindeki suyun soğuk bir hava tabakası ile karşılaşıp tir tir titrettiğinde soğuk buharı ne yapmıştır? Dedi. Öğrenciler soruyu çok anlamasa da cevap vermeye başladılar. Kimisi buz haline dönmüştür, kimisi kar haline dönmüştür diyerek cevap verdi. Bir öğrenci kalktı: - Bu soğuk bizi mahvetmiştir öğretmenim . dedi. Bir öğrenci okula gelmemişti. Evleri yakında bir apartmanın ikinci katındaydı. Bir öğrenciyi çocuğun neden gelmediğini öğrenmesi için evlerine gönderdim. Gönderdiğim çocuğun üzeri kusmukla batmış halde geldi. Ne oldu? dedim. -Öğretmenim zile bastım.Mehmet Ali balkona çıkar çıkmaz heyecanlanmış. Zaten hastaymış. Üzerime çıkardı. Dedi. Görsel sanatlar dersinde bir öğrenci bir sayfaya yalnızca bir okul sığdırmıştı.Diğer öğrenci bu resmin güzel olmadığını neden büyük yaptığını soruyordu.O öğrenci de: -O lise, ancak sığdı. Diyordu. Yine görsel sanatlar dersinde bir öğrenci resim çizmiş arkadaşı ise resmi beğenmiyordu: -Senin yaptığın resim değil kroki diyordu. Bilinçli tüketici konusunu anlatırken TSE’den ve son kullanma tarihinden bahsettim. Bir öğrenci: -Öğretmenim ürünü yedikten sonra son kullanım tarihi geçmiyor mu ? dedi. Tasarruf yapıyoruz konusunda ekmekleri atmayalım değerlendirelim mesajını vermemiz gerekiyordu. kitapta bu konu ile ilgili olarak üç resim verilmiş; birinci resimde bir bayat ekmek ve ikinci resimde bu bayatlamış ekmeğin dilimlenmiş hali, üçüncü resimde ise bu ekmeğin üstüne biraz salçalı sos dökülerek yapılmış bir yemek vardı. Öğrencilere bu resimleri yorumlamalarını söyledim.Bir öğrenci: -Bir ekmek var. -Yanında zenginlerin yediği ekmek var. -Bir ekmeğe sos dökmüşler. Ben bu kadar anladım. Dedi. - Bayat ekmekleri ne yapıyorsunuz dedim. -Annem biriktiriyor. Komşumuza veriyor. O da eşeklerine veriyor. Başka bir öğrenci: -Biz bayat ekmekleri köpeklere veriyoruz. Başka bir öğrenci: -Bizde annem okula gelmeden önce bana yediriyordu. Şimdi oruç tutuyor. Gece kimse ekmeğe gitmediği için annem oturup yiyor. Başka bir öğrenci ise -Ben bazen bayat ekmeğin tadına bakıyorum ki inek zehirlenmesin. Dedi. Dengeli beslenme konusunu anlatırken, her besinden yeteri kadar yemenin dengeli beslenme olduğunu anlattım. Bir çocuğu kaldırdım. Bu gün ne getirdin dedim. Elma getirdim dedi bir elma olur mu? Dedim. Bir elma değil iki elma getirdim öğretmenim dedi. Yine öğrencilerin akrostiş çalışması yapması gerekiyordu. Bir öğrencinin yaptığı çalışma çok hoşuma gitmişti. Bunu da bir köşeye not etmiştim. Onu da sizlerle paylaşıp yazımı noktalamak istiyorum. E………… B………. E………………… G……………………. D………………….. S…………………….. O……………….. Y……………………….. G……………………….. B………………………… Bu şiirin önce ASLINI yazayım: EFE’NİN BAYRAMI Eğilmez başın gibi Gökler bulutlu efem Dağlar yoldaşın gibi Sana ne mutlu efem. Oyna yansın cepkenin Yansın güneşten tenin Gül senin şenlik senin Bayramın kutlu efem ÖĞRENCİ TARAFINDAN YAZILAN AKROSTİŞ ÇALIŞMASI İSE ELA GÖZLÜM BAŞIMIN TACI Elbette her derdin var bir ilacı Hasta olursan her zaman Dikkat etmesen zaman zaman Sen de hasta olursun Ramazan Okulda sen en güzelsin Dünyalara bedelsin Güzelliğin olmasa bile Huyunla sen çok güzelsin
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
||||||||||||||||||
| Son Güncelleme: Cuma, 26 Şubat 2010 18:55 | ||||||||||||||||||





