Giriş

Powered By Saaraan

Haber Listesi

Kayıt ol

IsakoyuBOOK

Yeni üyeler

  • itumy
  • ibecofeq
  • oqake
  • uhevacu
  • iquzom

Etkinklikler

Etkinlik yok
 
  
 
 
SIZE  HIZMET  EDENLERI  HEP  HATIRLAYIN ...
 
 
Bir  Pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında birçocuk Pastaneye girdi.
Garson kız hemen koştu.
Çocuk sordu: "Çukulatalı  Pasta kaç para?" "50 cent!" çocuk cebinden çıkardığı bozukları  saydı.
Bir daha sordu: "Peki dondurma ne kadar." "35 cent" dedi.  Garson kız sabırsızlıkla.
Dükkânda yığınla müşteri vardı ve kız  hepsine tek başına koşuşturuyordu.
Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki.
Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi.
Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın  kenarına koydu ve öteki masaya koştu.
Çocuk dondurmasını bitirdi.
 Fişi kasaya ödedi.
 
Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde ;
 Gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaslar temizleyecekti.
Bos dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş  duruyordu.
 
Size hizmet edenleri hep hatırlayın ...

** Yorum için üyelik şart -- Yorum yapmak istiyorsan siteye giriş yap.

Yorumlar   

 
# KEVSER 26-10-2009 16:53
Hizmet edenlerin hatırlanması gerekiyor. Bu bir merhaba da olabilir, bir teşekkür de. Bizlerde bu sitede sizler için kendi ürettiklerimizi yada hoşumuza giden hikayeleri sizinle paylaşmak için yayınlıyoruz.

Sizin yorumlarınızda bizler için birer bahşiş.

Size hizmet edenleri hep hatırlayın...
 
 
# admin 28-10-2009 12:58
Çok güzel bir konuya değinmişsin, bundan dolayı sana teşekkür ederim.

Bende hep diyorum acaba bu siteyi ziyaret edenler (azda değil, günde ortalama 100 kişi), köylülerimiz olsun, üyelerimiz olsun, acaba bizimle yorumlarını düşüncelerini neden paylaşmıyorlar / paylaşmak istemiyorlar? Yazdığın gibi bu bir teşekkür olabilir yada ondan vaz geçtik, mesela ziyaretçi defterimize basit bir selam gönderme bile olabilir.

Lütf en bari buraya bu konu üzerine düşüncelerinizi yazınız.

Saygı larımla
Hüseyin
 
 
# hasanaksoy 28-10-2009 22:12
Sevgili Hüseyin,
Siteyi günlük ortalama 100 kişi ziyaret ediyor diyorsun. Ama, neden iki satır yazmıyorlar.. \" Canları sağolsun \" demeyeceğim; derim ki, \" yazın be kardeşim, yazın.. İşte size kara tahta, alın tebeşiri.. Anı yazın, selam yazın.. Nerde gençlerimiz, aşık olmazmısınız siz.. Yemeden içmeden kesilmezmisiniz siz.. Uykusuz kalıp şiirler yazmazmısınız sevgilinize.. Söyleyecek sözünüz yok mu sizin.. Hayata dair, dünyaya dair, köye dair, geleceğe dair.. Yoksa msn, cep telefonu, tivi, facebooktan filan eliniz olmuyor mu?

Birkaç kişi kendimize köşe edindik, yazıp, çiziyoruz.. Sonra da birbirimize yorumlar yazıp, cesaretlendirme ye çalışıyoruz. Çünkü iki satır yazıyı bizlerden esirgiyorsunuz. . Bazan \" ulan kendimiz çalıyor, kendimiz oynuyoruz galiba \" diye düşündüğüm oluyor. Hakkaten, bir kaç dostumuz dışında bizlere iki satırcık yorumu bile çok görüyorsunuz. İllada övün, bizi göklere çıkarın demiyoruz.. Eleştirin, verin, veriştirin.. Olmadı ağzınızın dolusu sövün.. Ama bir ses verin be kardeşim.. \"

Kevser Bacım, hani türkülerden çiziktiriyorsun ya, içinde bu öğeyi içeren bir cümlecikle bitireyim; son günlerde aldın sazı eline.. Kalemine sağlık..
Hasan. .
 
 
# KEVSER 29-10-2009 12:30
Hasan Abi,

Atalarımız \"bir elin nesi var iki elin sesi var \" demişler. Birlik ve beraberliği , yardımlaşmayı, dayanışmayı öğütlemişler. Ama seninde dediğin gibi bizler birbirlerimize yorum yazıp cesaretlendiriy oruz.

Ne diyelim yorumları bekliyoruz....

Sevgiyle kalın...
 
 
# Hakan Dinçer 30-10-2009 10:22
merhaba ,
yazmak konuşmaktan daha da zor olan bir şey. Hatta onun bir ileri aşaması diyebilirim. Zira dil kurallarını bileceksiniz ve kelimeleri bir araya getirip düşüncelere hayat vereceksiniz.
Ben okuma alışkanlığı pek olmayan günümüz toplumunda yazma yeteneğinin olduğunu pek sanmıyorum. Ah bir de o medeni cesaret yok mu keşke onu da biraz gösterebilsek ..
 
 
# İsmet AVŞAR 01-11-2009 17:49
Kesinlikle örnek olacak bir olay\'ı yazmışsın.Çok teşekkür ederiz paylaştığın için.

Bende birkaç şey eklemek ve bir beyin fırtınası oluşturmak için bir soru sorayım.

Garso n çocuğa bir müşteri (hizmet edilmesi gereken kişi)olarak görevini yaptı. Peki o cocuğun 1 dondurma almaya parası yetmeseydi garson parası eksik te olsa çocuğu mutlu etmek için azda olsa dondurma verirmiydi?
San ırım vermezdi Çünkü ağlamasının sebebi kendisinin yapamayacağı şeyi çocuğun yapmış olmasıydı.
Kend isindeki eksikliğin verdiği eziklikten dolayı ağlıyordu.

Ama sonuç olarak şunu söyleyeyim.

İs ter hizmeti için ister eksikliğini tokat gibi yüzüne vurmak için olsun.

HİZMET EDENİ ÖDÜLLENDİRMEK GEREK

Hizmet eden unutulmamalıdır .

saygılar
İsmet AVŞAR
 
 
# KEVSER 01-11-2009 18:09
Sevgili Hakan,

Öncelik le yorumun için teşekkür ederim. Söylediklerine katılıyorum ancak iki satır yazı yazmak için cesur olmaya gerek yok.Yeter ki insanlar kafalarındaki resimleri kağıt üzerine dökmeye karar verip daha paylaşımcı olabilsinler.
 
 
# KEVSER 01-11-2009 18:12
İsmet Abi,

Öncelikle seni tekrar aramızda görmek beni mutlu etti. Ama sadece yorumla değil yazılarınla da görmeyi isteriz.

Yorum un için teşekkür ederim.

Hoşgel din....
 
 
# Hakan Dinçer 02-11-2009 03:01
İsmet abinin yorumlarına katılmakla beraber garson ancak kendisinin olmayan bir şeyi ederinden fazlasıyla sunamazdı sunsa da işini riske ederdi. Çocuk pasta almaktansa hizmet edeni ödüllendirmeyi seçerek hem yüce gönüllülük gösterdi hem de kendi parasının bir kısmını da az bile olsa asil bir amaç için harcamış oldu. Çocukken hepimiz için en değerli olan şey iyi biliriz ki bir dilim pasta ve sevilen bir yiyecektir. Garson u ezmeye gerek yok bence :)
Garson bence ona başkalarına iyilik yapma imkanı sunmayan onu otomatikleştirm iş sistemde yaşadığına isyan ettiği için ağlıyordu. Çünkü küçük bir çocuğun en sevdiği yiyeceğinden fedakarlık ederek kendisine sunduğu bahşiş ona insan olduğunu hatırlatıyor ve onu derinden sarsıyordu diye dşünüyorum
 
 
# Mehmet Karaaslan 02-11-2009 09:14
hikayenin dokunaklığına katılıyorum. hatta acıklı bir durum yarattığı muhakkak. ama ben başka bir açıdan bakmak istiyorum, bahşiş meselesine. ortada satılan ve karşılığı ödenen bir \'ürün\' var. ürünü sunan görevi karşılığı çalıştığı kurumdan ücretini alıyor. ve o ücret ürünün fiyatına zaten yansıtılmış durumda. eğer işyeri, nasıl olsa müşterilerden bahşiş koparır diye maaşını düşük tutuyorsa, bence bu özel işyerinin \'özelleştirilm esi\' gibi bir şey oluyor.
belki yanlış düşünüyor olabilirim ama, garson bir hayır kurumunda çalışıp, hayır işleriyle geçinen biri değil sonuçta.
 
 
# İsmet AVŞAR 02-11-2009 14:38
Hepinize yorumumu değerlendirmeye aldığınız için teşekkür ediyorum.

Düşü ncelerinize tamamen katılıyorum.Gar son hayır kurumunda değil ancak çocuğun davranışı ve bu davranış karşısında garsonun ağlayarak verdiği tepki çok insani vede toplumda maddiyatçılığın ön plana çıkarak kaybettiğimiz değerlerimizden biridir.
Saygıl ar.
 
 
# İsmet AVŞAR 02-11-2009 14:42
Kevser Hanımın bu yazısındaki hatırlattığı kaybetmekte olduğumuz değerlerimize aşağıdaki örnekle destek olmak istiyorum.



M evlana ve Hacı Bektaş Veli
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacıığı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektas Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der: - Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

A dam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergahı’na geri gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar.

Hacı Bektaş da şöyle der: - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.
 
 
# KEVSER 02-11-2009 15:04
İsmet Abi,

Alçakgönüllül ük saygı ve büyük bir tevazu var. Umarım her okuyan kişi mesajı almıştır.
 
 
# KEVSER 02-11-2009 15:13
Ben bu küçük ama anlamı büyük hikayeyle sadece neler yapabileceğimiz i beraberliği, dayanışmayı örnek olarak göstermek istedim. Bunuda çok iyi yerine getirdiğimizi düşünüyorum.

H erkese yorumları için tekrar teşekkür ediyorum.

Saygılar..
 
 
# Mehmet Karaaslan 02-11-2009 18:03
tamamen haklısınız. dayanışma olarak algılarsak, hiçbirimizin dayanışmaya karşı olduğumuzu düşünmüyorum. örneğini köyümüzde çok güzel olarak gerçekleştirdik .
isaköyü Kültür Merkezinin yapımı ve Abdalmusa etkinlikleri dayanışma ve beraberlik adına yapılmış çok güzel işlerdir.
Ve fakat ben sadece işin bahşiş kısmıyla ilgili bir fikrimi yazdım. oldum olası bu bahşiş işi hep kafamı kurcalar durur.
 

Yazarlarımız


IMAGE
Süleyman Kılıç
IMAGE
Mehmet Karaaslan
IMAGE
Hueseyin Aksoy
IMAGE
Hakan Dinçer
IMAGE
Hüseyin Dinçer
IMAGE
İsmet Avşar
IMAGE
Kevser Aydın
IMAGE
Hasan Aksoy

Son yorumlar

  • 30.07.2014 09:02
    abdal musa lokmasında köy müzesini faliyete geçeçek

    Devamını oku...

     
  • 28.07.2014 08:08
    Hasan Abi, egemegine saglik, cok güzel olmus :)

    Devamını oku...

Copyright